Bugün Denizli Pamukkale Travertenleri'ni ve Hierapolis Antik Kenti'ni gezdik. Ve bir kere daha ülkemizin geçmişten kalan ve doğal turistik yapılarla zengin bir ülke olduğunu anladım. Bu güzelliklere sahip çıkmanın da bizlere, özellikle gençlere düştüğünü unutmamalıyız.
Bugün dezavantajlı ailelere ziyarette bulunduk. Gitmiş olduğum evde bir teyze tek başına yaşıyordu. Eşini bir süre önce kaybetmiş. Bizi gördüğü için çok mutlu olmuştu. Ve bir süredir belki de insanlara aktarmak istediği şeyleri, birikmişliğini bizlere aktardı. Eşinin ölümünden, kendi annesinden, çocuklarından bahsetti. Zor şartlarda da olsa mutlu bir aileye sahip olduklarını iletti. Birçok problem anlattı ve bunlara rağmen yüzünden gülümsemesini eksik etmedi. Bize bir şeyler hazırlamak istedi ne kadar yormak istemesekte içinin o şekilde soğuyacağını iletti. Biz de teyzemize yardım ettik. Bir şeyler atıştırdıktan sonra teyzemizden duamızı alıp veda ettik.
Hani derler ya bazen bir yer sizi çekiyorsa o yerden duygulanacağınız bir olay olmuştur. Bugün gittiğim aile ziyaretinde kanser hastası bir abla vardı. Benim de arkadaşım kanserden dolayı vefat etti. Çok iyi anlayabiliyordum nasıl olduğu, duygularını...Bizi görünce çok mutlu oldu. O mutluluğu bile ona çok görenler vardı. Bu beni çok duygulandırdı. Her soru sormam da tebessümle cevaplardı. O kadar içine dolmuştu ki bazen kelimelere zor çıkıyordu ağzından. İçindeki kederi bize hiç göstermedi ama hayatını çalmışlar, yaşyamamış, ihanate uğramış hissi vardı gözlerinde. Bir nebzede onu mutlu görmek hem bizim açımızdan hem onun açısından çok güzel bir duyguydu.
Bugün ekip arkadaşlarımızla birlikte Denizli Fatih pazarına giderek pazarcılara gönüllü olarak yardımda bulunduk.Amacımız, pazarın yoğunluğu içinde hem pazarcılara destek olmak hem de alışveriş yapan insanlara kolaylık sağlamaktı.Yardımın yanı sıra, pazara biraz neşe katmayı da arkadaşlarımızla beraber hedefledik. Bu nedenle, etkinliğin sonunda müzik eşliğinde çeşitli oyunlar oynadık.Müzik ve yöresel oyunlarla etkinliğimize ayrı bir dinamizm kattı ve hem pazarcılara hem de alışverişe gelen insanlara keyifli anlar yaşatmış olduk.Bu tür etkinlikler, topluluk bağlarını güçlendirmeye ve toplumda dayanışmayı teşvik etmeye yönelik önemli adımlar diye düşünüyorum.
Bugün ziyarette bulunduğumuz kanser hastası ablamızdan sizlere bahsetmek isterim. Kendisinin ve eşinin ikinci evliliğiydi.Eşiyle hastanede tanışıyor.Eşinin organ nakli sırasında eski eşinin onu terketmesiyle biten bir hikayenin ardında kendisiyle güzel yeni bir hikaye başladı.Evliliklerinde birbirlerine destek olarak bir çok konuda mücadele sağlıyorlardı. Bu evlilik, hem kendisine hem de eşine yeni bir umut ve enerji kaynağı olmuştu. Eşi de aynı şekilde ikinci evliliğini yapmış ve bu yeni başlangıç ikisi için de oldukça anlamlıydı.Her iki tarafın da geçmişte yaşadıkları olumsuzluklar, onları daha da olgunlaştırmış ve birbirlerine olan bağlılıklarını güçlendirmişti.Ablamızın bu kadar zorlu bir süreçten geçmesine rağmen yüzündeki gülümsemeyi kaybetmemesi, gerçekten ilham vericiydi. Hayatın getirdiği zorlukları kabullenip, onlarla başa çıkmak için çaba göstermesi, bizlere de örnek olmuştu. Onun bu güçlü duruşu, çevresindekilere de pozitif enerji yayıyor ve umut aşılıyor.Bu ziyarette, bizlere bir kez daha hayatın ne kadar kıymetli olduğunu ve her anın değerinin bilinmesi gerektiğini hatırlattı. Ablamızın gösterdiği bu güçlü duruş ve pozitif bakış açısı, hepimiz için bir ders niteliğindeydi diye düşünüyorum .
189. Dönem Uluslararası Damla gönüllülük Denizli de gerçekleşen gönüllülük projesine katıldım. Uzun bir yolculuktan sonra yurdumuza vardık. Bugün ilk günüm ve çok heyecanlıydım. Kimlerle tanışacağız, nasıl hayatlar tanıyacağız meraklıydım açıkçası.Aynı şekil grup arkadaşlarımın da gözlerinde ki o enerjiyi hissettim. Yolculuktan sonra grup arkadaşlarımızla tanıştık. O kadar güzel hikayeler ve anıları vardı ki arkadaşlarımızın, hem hüzünlendik hem kahkahalara boğulduk. Merhametli ve yardımsever gençlerin farklı yerlerden gönül bağı kurmak için geldiğini görünce çok mutlu oldum. Daha sonra gönüllülük kavramının bizde neler hissettirdiği hakkında konuştuk. Genel kuralları konuştuk ve günümüz bu şekilde bitti
Bugün hayatımda ilk deneyimlediğim, benim için ömrüm boyunca çok değerli olacak olan anılar yaşadım. Din, dil, ırk ayrımı gözetmeksizin merhamet ve sevgi duygusunu en saf hâliyle gördüm. Malatya'dan depremden dolayı hiç bilmediği bir memlekette yaşayan bir çiftin hikâyesi... Ve acılarını en derinden , kalben hisseden yardımcı olan bir aile... Biri doğudan, diğeri batıdan... İki farklı hayat ama aynı noktada buluşuyorlar. Dünya ahiret kardeş bilmişler biribilerini. Hayatın zorluklarını paylaşarak, beraber aşarak üstesinden gelmeye çalışıyorlar. Samimiyetle, sevgiyle... Neşet Ertaş'ın " Gönülden gönüle bir yol var bilinmez." mısrasını yaşayarak öğrendim ben. İnsanlara karşılıksız yardım edebilmenin vermiş olduğu tat... Ben burada olmalıyım, bu işi yapmalıyım dedirtti bana. Yüzlerindeki tebessümün bir parçası olmak , dualarında olmak çok güzel bir duygu. Damladan denize , denizden okyanusa kadar tüm dünyayı güzelleştireceğiz .
Günümüz çağında her şeyin para, şah ve şöhret olmadığını sonuna kadar hissettiğim bir gündü benim için. Gönülden gönüle bir yol var derler ya gerçekten öyle o yüreğe dokunduğunu hissetmek, o gülümsemeyi görmek o kadar güzel ve huzur verici ki. Nice güzel yüreklerde güzel izler birakma dileğimle.
Bugün yaşlı evi ziyaretinde bulunduk. Tek başına yaşayan bir teyzeyle sohbet edip hayat hikayesini dinledik. Bize anlattıkça geçmişe gitmesini, yeniden çocuk olmasını, o günleri taptaze anımsamasını heyecanla izledik. Ardından pazar esnafıyla tanışıp satış konusunda onlara yardım ettik. Hayatımda ilk olan bu deneyim oldukça özel ve paha biçilemezdi benim için. Pazarcı ablanın bize tebessümle bakması teşekkür etmesi ve bizimle tanıştığı için mutlu olduğunu belirtmesi çok özeldi. Eminim ki hayatı boyunca bizleri hep tebessümle hatırlayacaktır.
Bir yerlerde eskilerden birine denk gelmenin ne kadar güzel ve anlamlı bir şey olduğunu bugün bir kere daha anladım. Bir dezavantajlı aileye yaptığımız bir ziyaret sonrası orada oturan bir amca ve teyzenin evine davet edildik. Bizleri ağırlamak istediklerini söylediler ve bizde kırmayıp davetlerine icabet ettik. O kadar güler yüzlü, o kadar misafirperverlerdiki... Bir küçük tebessümün iki çift güzel cümlenin insanı nasıl mutlu ettiğini Bir kez daha anladık ekip olarak. Bize sofra kurmayı bile teklif ettiler o kısa sürede ağzımızdan açlığa dair bir kelime çıksaydı bütün imkanlarının seferber edeceklerdi. Rabbim onlardan razı olsun :)
Günün bereketini güneşin ilk ışıklarından almak için sabah sporuyla güne başlamış olmanın verdiği enerjiyle kahvaltımızı nasıl iştahla yedik anlatamam. Tüm damladaşlar ile ortak hareket edip bir vücut gibi davranmaya başlayacağımız ilk gün böyle başladı. Masa çalışmalarının bu denli fikir alışverişli bu denli aydınlatıcı münazaracı olacağına hiç ihtimal vermemiştim. Bir kez daha beni şaşırttığın için teşekkürler Damla. Öğleden sonra şehir turumuza şehitlerimizin mezarlarını ve anıtını gezerek başladık. Koordinatörümüzün şehit mezarı başında okuduğu kuran-ı kerim tilaveti yapılacak en anlamlı şeydi bu sevaba nail olmak gerçekten güzel bir duyguydu. Şehrin sembol noktalarını gezerken bir anda bastıran fırtına ve yağışla neye uğradığımızı şaşırdık. Bulunduğumuz konumda ki esnaflar hemen dükkanlarının kapılarını açıp bizi içeriye aldılar. O fırtına da dışarıda kalmak bizim için hiçte iyi olmayan sonuçlar doğurabilirdi. Esnaflara sığınmışken bir bakkalın dükkanının dışında satışa sunduğu tüm malzemeler fırtına ile savrulmaya başladı. Bir anda kırmızı yelekli damladaşları gördüm. Heryerdelerdi tüm caddeye saçılan ürünleri fırtına ve yağmura bakmadan bir bir topladılar. O an içim içime sığmadı. Kendimi diğer damladaşlara yardım ederken buldum. O zaman anladım doğru yerde doğru kişilerle olduğumu. İyi ki iyi ki damla dedim.
Kiremit çatılı evlerin arasından, kedili köpekli yollardan geçiyoruz. İnsanları ziyaret ediyoruz. Onlarla sohbet ediyoruz. Pazarda tezgahın arkasına geçiyoruz. Tarlaya gidiyoruz. Çöp topluyoruz. Bunların hepsini gönül bağı için yapıyoruz. Birbirimizi belki bir daha hiç görmeyeceğiz ama insanların aklında, en önemlisi de gönlünde bir yer ediniyoruz. Birçok insanın gönlünde yer edinmek dileğiyle...
Adımları hızlı hızlı atıyordum hemen sonuca ulaşmak istiyordum sonra yoruldum yavaşladım ama inadına durmadım yoluma hiç mola vermeden devam ettim çünkü geçikeceğimden korkuyordum.Zirveye doğru yürüdüm ,yürüdük ...Ağrılarım olsa da şapkam uçacak gibi olsa da daha sıkı tutunup çıktım ve zirvede büyüleyici o yapılar çok güzeldi ama yine insanoğlunun attığı o sözde çok çabladığı adımlar yine boş yereydi.Hangi türün bir taşı görmek için onca yol aştığı görülmüşki...Birde kendimizi o kadar büyük görüyoruz o zirve bana daha da bir hiç olduğumu hissettirdi peki nedeni neydi kendimi vazgeçilmez sanmamın
Bir kadın eşim alkolik ,sorumsuz ve bana şiddet uyguluyor diyor.Cesareti de var ondan ayrılıp çocuklarına bakacak ama işte arkamda kimse yok diyor .Ne kadar acı onun çaresizliğini bilmemize rağmen bir şey yapamamız.
Bugün gittiğimiz okulun müdürüyle daha önce yaptığımız pazar etkinliğinde tanışmıştık ve bizi davet etmişti .Bugün oraya gitme şansımız oldu ve bu durum beni çok mutlu hissettirdi .Bilemiyorum tam olarak neden ama artık bir yere gitmesek bile davet edilmemiş insanların bize karşı olan güzel tavrı bende güzel duygular uyandırdı.
Bugün sevgi evindeki bir çocuğumuz yüz boyası olarak daha farklı çizimler istiyordu ve bana dedi ki : Ben bu zor resimleri senin resim yeteneğin gelişmesi için seçiyorum dedi ve bu bana çok sevimli geldi hala düşündükçe tebessüm ediyorum.
Bugün şehitlik ziyartindeyken şehitlerimizin kaç yaşında şehit olduklarına baktım ve çok genç olanlar vardı .20 ,21,22 yaşında olanlar çok küçük değil mi yani ben 20 yaşımdayım hala kendi geleceğimi bile nasıl kurtaracağımı ve koruyacağımı bilmezken onlar 20 yaşında binlerce canı koruyup kurtardılar.
Karacabey'de bir Kur'an Kursu.Burada üç tane birbirinden tatlı birbirinden güzel gözleri boncuk boncuk öğrenci. Onlara uzunuzadıya bir sohbet.Benim için unutulmaz anların yaşanan bir gündü.Normal bir şekilde her şeyden muhabbet ederken konuştuğum gençlerden bir tanesi bir anda anne ve babasının ayrı olduğundan bu ayrılıktan dolayı yaşadığı üzüntüden bahsetmeye başladı. Ben bir an nasıl tepki vereceğimi şaşırıp öylece dinledim.Hem sorunları dikkatimi çekti hem de kendisini anlatırken sanki bir an gözleri doldu. İlk defa onu bu denli iyi dinleyen birini bulmuş gibiydi. Bunu hissedince hiç kesmeden dinlemeyi sürdürdüm. Hatta onlarla sohbeti epey ilerleyince yaşları büyük olduklarından çok eğlenceli damla oyunlarına da çekemedim onları. Ayrı bir yerde sohbet etmeyi tercih ettik. "Hayat Bayram Olsa " final şarkımızdı. O çalınca ben çıkışa doğru yöneldim. O sırada başka bir arkadaşları içeriden geldi. Neden gelmedin çok güzel sohbet ettik. Muhabbeti kafa bir abiydi dedi ona. Bunu duydum. Bugün duyduğum en güzel cümleydi.
Benim için yeri çok başka bir damla anısı olarak o günü anlatayım size.. Sabahın erken saatlerinde hepimiz uykulu ama yine de enerjisinden hiç kaybetmemiş bir kaç damladaşımızın serviste açtığı tatlı müziklerle çıktık yola.. Küçük bir köye vardık, dumanlı dağların başında.. Toplasan 10’u geçmeyen birleştirilmiş sınıfları olan küçük bir köy okulu. Ama çocuklar nasıl cıvıl cıvıl nasıl neşe dolu..hep bir ağızdan o heyecanlı, hayat dolu ses tonlarıyla bizlere “hoşgeeeldiiinizzz” diye seslendiler. Hoş bulduk çocuklar, hoş bulduk sizi bulduk, mutlu olduk..✨ Biraz hep birlikte kelime oyunları çocuklarla tahta da.. Daha sonra dışarı koşuşturmalar.. Amacımız çocuklarla uçurtma uçurmak.
07.04.2022.. Yine gönüllere dokunmaya gittiğimiz ama asıl bizim gönlümüze dokunularak bir etkinlikten daha ayrıldık. Yine birbirinden güzel etrafa ışık saçan çocuklar ve o ışığın kaynağı olan bir eğitimci. Ben bugün o eğitimciden bahsedeceğim. Orhan müdür. Günümüzde her meslek dalında işini o kadar mutsuz, isteksiz bir şekilde yapan insanlar var ki, hakkıyla yapanları görünce insanın içini bir huzur kaplıyor. Ben de gelecekte bir eğitimci adayı olarak sana çok teşekkür ederim Orhan müdürüm. Bir müdür. Otoriteden, sert bakışlardan, egodan uzak. Kendisini sadece çocuklara, geleceğe adamış bir eğitimci. Her bir çocuğun doğum gününü kutlayan, "iyi ki varsın çocuğum" diyerek onları değerli hissettiren hocam. Sizin bu sevginiz o miniklerin yollarına ışık olsun. Bu hayatta her insanın bir heybesi var ve ben bugün heybeme sevginin gücünü de ekleyerek devam ediyorum. Sizin gibiler var olsun. Hep var olun Orhan hocam.! Bizlerin, yeni gençliğin sizlere ihtiyacı var.
Bugün ilkokula gittik tiyatro etkinliğimiz vardı . Arkadaşlarımız tiyatro için hazırlanırken bizlerde sınıflardaydık. Çocuklar ile bir arada olmak çok güzel bir his hayat enerjimi çocuklardan aldığımı söyleyebilirim . Öğretmenimmmm demleri özelikle beni benden aldı .Onlarla oyunlar oynamak şarkılar söylemek harika bir şey . Hayat halen devam ettiğini ve bunun kanıtınında çocuklar olduğunu söyleyebilirim . İyiki varsınız miniklerim :)
Bu yola ilk adım attığımda acaba gerçekten kalplere dokunabilecek miyim gerçekten gönüllere taht kurabilecek miyim düşünceleri ile kafamı doldurmuşum. Bir sınıfın bahçesinden adım attığım an bir aile ziyareti için gittiğim evin kapısından adımımı attığım an ve gördüğüm paha biçilmez o manzara, okulda seni bekleyen onca masum yüzler, aile evinde seni bekleyen ve gittiğinde gerçek samimiyeti gördüğün muhteşem bir gönüllülük esasıdır. İyi ki dediğim ve bu okyanus da ben de bir damla olduğum için kendimi hem şanslı hem de özel hissediyorum. Girdiğim bir sınıf da ne anlatacağım acaba diye düşüncem bile olmuyor çünkü seni bekleyen ve bir kelime bile söylesen senin mutluluğuna eşlik edecek onca masum kalpler oluyor. Hocam gibi abi gibi abla gibi hitap da bulundukları o an pamuk gibi olan kalbin mutluluğu gün boyu yüzünde gülümseme sebebi oluyor.
İnsanın bir hayvana bile dokunabildigini gormesi,onlara sevgimizi hissetirebilememiz,onlara her daim onları seven damlalar olduğunu gösterebilmemiz ve onların bu sevgi karşısında gerçekten karşılık vermesi "damla" ailesi için çok yürek dağlayan bir durum..
Bir çocuğun meslek ile sorular sorarken; "Abla yani şimdi ben hem okusam hemde bir tane sporla ilgilensem olur mu?" diye soru yonelttikten sonra ona faydalı şeyler söyleyip onu aydınlatabilmem ve böyle birseyin cok kolay bir şekilde mümkün olabileceğini ona anlatmamin sonucunda yüzündeki tebessümü görmem bir damlanın yarattığı etkiyi görmemi sağlamıştı..
Bur gün bir aileye erzak yardımı ve sohbet muhabbet için gittiğimde oradaki yasli teyzenin, "Kızım hayatınıza alacağınız kişiyi çok iyi seçin oyle herkesle hayatınızı birleştirmeyi iyice araştırın demesi ve ardından yanımızdaki zihinsel hastası kızının eşinden dolayı öyle olduğunu söylemesi ve o bitkin halinde ağlayarak elimi sımsıkı tutmasi acısının ne kadar büyük ve böyle bir ziyaret ve sohbete ne kadar ihtiyacı olduğunu göstermekteydi..
Bur gün bir aileye erzak yardımı ve sohbet muhabbet için gittiğimde oradaki yasli teyzenin, "Kızım hayatınıza alacağınız kişiyi çok iyi seçin oyle herkesle hayatınızı birleştirmeyi iyice araştırın demesi ve ardından yanımızdaki zihinsel hastası kızının eşinden dolayı öyle olduğunu söylemesi ve o bitkin halinde ağlayarak elimi sımsıkı tutmasi acısının ne kadar büyük ve böyle bir ziyaret ve sohbete ne kadar ihtiyacı olduğunu göstermekteydi..
106.donem amasya projesi kapsamında bir gün Sevgi Evini ziyarete gittiğimizde,katılımımimizin sonunda sevgi evindeki bir öğretmenimizin damla gönüllülerine "Attığınız her adımın sevabını alırsınız insallah." sözü kulağımda halen çınlamakta,ve bunu o kadar yürekten söylemesi unutulmaz..
Damlanın boyle bir damla gibi her bir kalbe damla damla aktığını 106.donem amasya projesinde daha iyi gordum.Sehzadeler maskeni Amasyamizda 40 arkadaşımız buluşup her bir gönüle damladik,ve her 10 gün sonunda bu damlalarin okyanusa dönüştüğünü hissettik...
Finasteride 1mg Buy Generic Propecia Hswniq https://oscialipop.com - Cialis Vbxvov Levitra Nuovo canadian pharmacy cialis Pharmacie Online Viagra Discount Uyqrhi https://oscialipop.com - Cialis Zithromax Kids
Sınıfa girince karşınızda o kadar masum bir toplulukla karşılaşıyorsunuz ki ben yapabilir miyim acaba ben bu güzel çocukların beklentilerini karşılayabilir miyim acaba diye kendime sormuştum. Bence çok yanılmışım neden mi çünkü çocukların bizden beklentisi yok onlar bizimle eğlenmek ister zaman ister, sınıfa ilk girdiğim de bacaklarıma sarılan bir kız çocuğu ben aile hekimin de aşı mı oldum demişti... Allah'ım ne oluyor dedim beni hemşire sandılar ne yapmalıyım içimden geçirdim. Sonra çok yumuşak bir sesle hayır iğne yapmıyoruz çocukluğumuzu sizlerle canlandırmak ve bir damla ile okyanusa akmak için buradayız... Hayallerini sorduğumuz da benim hayalim yok birşey olmak istemiyorum diyen bir başka kız çocuğu neden diye soramadım düşün gelcem yanına tekrar dedim ve yanına geldiğimde senin gibi kırmızı önlük giymek istiyorum çok arkadaşım olsun bizim gibi gözlerim doldu nasıl yaa nasıl ben biz bir kalbe hemen nasıl dokunduk nasıl sevdi işte hiçbir kötülük beklemeyen çocuğun bakış açısı... Damla gönüllülük demek değil sadece umut demek ,gözünün alabileceği en dip okyanus demek! Bahçe de çemberin içinde oynayınca ablaa elimi tut beraber oynayalım diyerek ortada sadece ve sadece çocuklarla kimseye hesap vermeden çocuklar ile el ele oynayıp zıplamak ne büyük güzellik ve lütuf. Peki vedalar... Anlatılması için ifade edilebilecek bir kelime yok. Kapıya doğru koşup o küçücük kollarıyla dünyayı güzelliğe boğacak kız çocuğu gitmeyin dedi kapıya yaslanarak, ahhh... Keşke hep orda kalsam ama gitmemiz gerek çünkü bizi bekleyen çok çocuk var! Çok umut var! Yolumuz uzun küçük dokunuşlar büyük umutlara yolculuk.
Ufak bir sözün, bir tebessümün çığ gibi büyüyüp bir sevgi dağına dönüşmesine şahitlik ettim. Aslında hayatın o kadar derin anlamlar aramadığını, mutluluğun yanı başımızdaki basit şeylerde saklı olduğunun farkına vardım. Umudun, sevginin hep içimizde olduğunu sadece yeşermesi için ufak dokunuşlar beklediğini... Hayat karmaşası içinde kaybolan bizler hep karın tokluğu derdine düştük ama hiç ruh tokluğuna dikkat etmedik. Bir selam verirken ki maneviyattır ruhu doyuran, bir çocuğun tebessümü bir kuşun kanat çırpışının güzelliği... Görmesen bile denizi, Yukarıya çevir gözü, Deniz gibidir damla yüzü.
Okul etkinliklerini sabırsızlıkla bekliyordum. Okula vardığımızda çocukların gözlerindeki sevinci görünce aşırı heyecanlandım. Çocukların sınıfta Gönüllü arkadaşlarımla oyunlar oynayıp, hediyeleri kabul ettikleri o anda gülümsemelerini görmek; paha biçilemez, hiçbir şeye değiştirilemez. Daha önce palyaço görmeyen o masum yüzler beni palyaço kılığında görünce yerlerinde duramıyor, hep bir ağızdan güzel duygularını benimle paylaşmak için adeta yarışa giriyorlardı. Okulun bahçesinde danslar edip, oyunlar oynadıktan sonra birkaç kız çocuğun yanıma gelip iyi ki geldiniz, çok memnun olduk demesinden sonra kısa bir süre susup duygulanmamak elde değildi. Ben çocukluğumu pek yaşayamadım olsun sorun değil ama o köy okulunda eğitim gören, zor şartlarda yaşayan çocuklar var ya işte onlar çocukluklarını yaşamalı, yaşatmalıyız, hayatları kısa sürede olsa bayram olmalı. İyi ki Gönüllüyüm, minik yüzlerde tebessüme, kalplerinde çiçek açmasına vesile olabiliyorum. Bu okulu asla unutamayacağım.
Mardin/Derik İlçe Emniyet Müdürlüğü ile yaptığımız görüşmede kendisi ''Bu görevimiz gönül işidir.'' demesi o an aklıma biz damladaşları getirdi. Aslında aynı görevi bizler de yapıyorduk. Onlar bu ülkenin, bu insanların huzuru için can ve mal güvenliklerini sağlıyorlar. Bizler de bu ülkedeki sevgiyi, birliği, beraberliği, umudu, acıyı, neşeyi ve huzuru ortak yaşayıp aramızda hiç bir farklılık ve engellemenin olmadığını tek yürek tek parça olup gönüller arasında ki o köprüyü sağlamak ve sonuna kadar bunu nesillere aktarmakta istekli gönüllüleriz.
Evet bugün farklıydı yine sıradan olmaktan çıkmıştı Eskişehir'de birlikte yapılan canlı yayında çalışma arkasim için toplanmıştır oysaki ama yine çok duygulandım tugceninde Aziz Sancar ında dediği gibi ben vatanıma olan borcumu ödedim demesi ve farkında olmadan bunu yapmış olmak çok farklı bir guru farklı bir duygu ...
Hepimiz Zor bi süreç içersinden geçiyoruz. Sevdiklerimizden uzak kalıyoruz onlara sarılamıyoruz birbirimize duygularımızı doya doya yansıtamıyoruz bugün de Damla Sivas olarak sevdiklerimize her daim olan sevgimizi özlemimizi anlatan bir etkinlikte buluştuk. Manevi olarak hissiyatlarımızı nitekim yaşatmaya vesile olan Damla Sivas Ailesine teşekkür ederim ♥️Bu etkinlikte Sevdiklerimize kocamaaann ama uzaktan sarılma hediyelerimizi yolladık ne kadar bu süreçte uzak kalsakta sevdiklerimizin kalplerine mutluluğu ilmek ilmek işlemiş olduk sarılmalarımızı hediye ettik. En kısa sürede Damla Sivas
" Bayrak demek; bağımsızlık demektir. Al Bayrak demek; kanın al rengini bayrağa vermek demektir. Türk Bayrağı 1389 yılında Kahraman Türk Ordusunun 1.Kosova Savaş'ında döktüğü kan üzerine ay yıldızın düşmesiyle oluşmuştur. Atalarımız bir karış toprak bile vermemek için canı pahasına savaşmıştır. Bizler atalarımızın torunlarıyız biz Türk Ordusuyuz. Ezan dinmesin, bayrak inmesin, Vatan bölünmesin diye yine canını feda edenleriz. Bu ülke ki vatanı milleti bayrağı için kendi Kanının rengini bayrağa veren koca yürekli insanların ülkesi. Ve bu bayrağın altında yaşamanın verdiği gurur çok ayrı bir duygu. Ve bugün eğer her perdeyi araladığımızda güneşi esirgemiyorsa gökyüzü, sıcak evlerimizde korku duymadan uyuyorsa bu bedenler, sokaklarında özgürce geziliyorsa bu ülkenin, eşit şartlar altında okulda eğitim alabiliyorsak milletçe, yaşanmış veya yaşanacak güzel günlerin bedelini ödeyen şehitler vardır. Bugünlerde şehitlerimiz, gazilerimiz var. Rabbim şehitlerimizi efendimize komşu eylesin, şehit ailelerine sabır gazilerimize şifa versin inşallah. Türk Milleti'nin başı sağ olsun.”
Bir açıdan kulaklarımızın pası silinmiş oldu. Ben huzurun ve mutluluğun dışsal süreçlerden ziyade içsel süreçler tarafından da yönetilebileceğini hatırladım. İşin özünde ‘İnsan’ kavramı yatıyor. Konusu insan olan her şey bizi ilgilendiriyor. Bunun yanı sıra genel olarak dünyayı ilgilendiren her şey de yine bizim alanımıza giriyor. Bu sadece topluluk veya ekip için geçerli olan bir şey değil. Hayatın ta kendisi. Gönüllere dokunmayı hayat edinemesek bile en azından hayatımızın bir parçası yapabileceğimizi anladım. Yaşamak denilen kavramı anlamlandıran ve kıymetli kılan şeyin “Gönüllere dokunmak” olduğunu bir kez daha anladım ve hatırladım.
Belki de hayatımda yaşadığım en güzel günlerden biriydi. İlk defa böyle bir etkinlik içerisinde bulundum, daha gitmeden o kadar heyecanlandım ki.. Oradaki çocuklarla birlikte biraz da olsa vakit geçirmenin vereceği duygu tarif edilemez güzellikteydi. Her çocuğun yüzünde ayrı bir gülümseme, o gülümsemelerin içinde ayrı ayrı hayaller vardı. Onları tanımak ya da ne düşündüklerini az da olsa öğrenmek bu yaşıma kadar öğrendiğim çoğu şeyden daha önemliydi. Beni ben yapan onlara karşı olan davranışım ve hareketlerim.. Kendimi tanımamaya çalıştım ben onlarla. Onların yanındayken her şeyi geride bıraktım benim için çok zor olsa bile. Ama onlarla birlikte oyunlar oynarken kendimi bir anda kaybettim. Cahit Zarifoğlu’nun da dediği gibi “Gökyüzüne bakmayanların kalbi daha çabuk kirlenir”, ki onlar kalbi en güzel olanlardı. Onlarla birlikte gökyüzüne bakarak her şeyi unuttum ve onların saf ve temiz kalplerini gördüm. İyi ki damlayla tanıştım ve iyi ki kendimle de tanıştım.
“Damla sayesinde bireysel olarak yapamayacağım etkinlikleri yapıyor, alamayacağım eğitimleri alıyorum. Bana faydalı olacak olayları Damla’da bulabiliyorum. Damla sayesinde insanlara faydalı olabiliyorum ve huzurlu hissediyorum. Umarım her zaman Damla ile beraber olabilirim; umarım her zaman kalbimiz sevgiyle dolup taşar.”
Mutluluk kelimesi benim için bir çocuğun yüzünde gülücük olmak ve bir çocuğun kalbinin en derinine dokunmak. Bu fotoğraf, onların mutluluğuyla benim içimdeki çocuğun, iyiliğin ortaya çıkmasını tanımlıyor.
Kimi zaman zamanı durdurmak için saate bakmak gerekmez. Gönlü umut, mutluluk barındıran ve kötülük barındırmayan herkese, her şeye bakması yeterlidir. Ben bugün zamanı durdurdum bir o kadar da unutulmazdı. Hoş gönüllü insanlar diyarı yolculuğu umut doluydu daha ne olsun ki…
“Bazı şeylerin ruhu olduğuna inanıyorum. Bazı anların da ruhu oluyor damla etkinliklerinde yaşadığım anlar gibi. Bugün eski günleri yad edip anmak yerine yaşadık. Kandiller selamlaşmayı arttıran ve insanları bir araya getiren günlermiş zamanında, bugün camide kalabalıkla bir araya gelip sohbet etmek sonrasında esnafı ziyaret etmek bayramlaşmak gibiydi bizi bir araya getirdi. Normal ziyaretlerimizden farklıydı çünkü kandili kutlamak insanlara onları unutmadığımızı ve hiç tanımadığımız insanların da gününü kutlamaya değer gördüğümüzü onlara hissettirdi bence. Hem de ağzımız tatlanmış, yüreklerimiz hafiflemiş oldu...biraz gülücük biraz sohbet bulaştırdık insanlara”
“Bugünkü etkinlikte yine çok eğlendim yine çok güzel geçti. Sınıf içerisindeki bazı durumlar yeri geldi çok üzdü, yeri geldi en ufak sözleriyle umutlandırdı, içimizi güldürdü. Damla projesinde her katıldığım etkinlikte yeni şeyler öğrenip insanlığımı ve vicdanımı iyileştirdiğini düşünüyorum. İçinde bulunduğum için gurur duyuyorum ve birlikte daha güzel etkinlikler yapacağımızı düşünüyorum.
“Yapılan etkinlikte sigara kullanan midye satıcısı ile yaptığım sohbet beni çok şaşırttı. Karşımda 45 yıldır sigara kullanan bir birey vardı fakat sigara hakkında hiçbir bilgisi yoktu. Beyefendiyi bilgilendirmeye başladığım sırada söylediklerime inanamadı, şaşırdı… Sigara yüzünden hastalandığını fark ettiği anda sigarayı azaltacağını söyleyerek bize teşekkür etti.”
“Oyunlar tam olarak yaratıcı ve çocuklar için oldukça uygundu. Bunun eğitimi almak ileride okul etkinliklerimizde bana çok yardımcı olacağına inanıyorum. Çok faydalı bir etkinlikti ve keyif aldığımı düşünüyorum”
“Kitaplar, kendimi gerçek dünyadan uzaklaştırmak ve hayal gücümü ortaya koymak için her zaman en iyi yol olmuşlardır. Bu etkinliğin amacı bu yüzden bana çok hoş geldi. Toplu bir şekilde herkesin bunu yapmaya çalışması güzel bir his idi.”
“Böyle bir etkinliğe ilk defa katılma şansı yakaladım. Çok ama çok eğlendim. İnsanlarla diyaloğa girmek; çıkar gözetmeksizin onların hal hatrını sormak beni çok mutlu etti. Arkadaşlarla uzun süredir tanışıyormuş gibi kısa süre içerisinde ekip ve birlik bilincine girip güzel işler başardık. Damla gönüllüleri platformunda yer almaktan gurur duyuyorum an itibariyle.. Daha güzel işler başarmak dileğiyle.”
“Tanışma kahvaltısı; samimi ve sıcak bir buluşma oldu. Yeni insanlar yeni fikirler ve yeni bir Damla ekibi ile beraber olduğum için mutluyum. Bir ömür bu Damla ruhunu kaybetmeden devam etmek ve nice gönüllere dokunmak dileğiyle. İyi ki varsın ‘DAMLA’”
Dokur evi ziyareti beni çok etkiledi. Hem tarihi bir geleneği tanıdım hem de ilmek atmayı öğrendim. Bu durum beni çok heyecanlandırdı. Orada yapılan muazzam halıları yakından görme ve bilgi alma fırsatımız oldu. Ama en önemlisi Dokur Evi’nde çalışan insanların nasıl büyük işler başardıklarını, bir halıyı yapmak için nasıl çalıştıklarını gördük ve o insanların emeklerine şahit olduk. Güzel işlerin nasıl zor şartlar altında günlerce uğraşarak ortaya çıktığını, bu işin ne kadar çok emek istediğini bir kez daha anlamış olduk.
Ey yıldızların gözlerini yüzleriyle kamaştıran nice katranlara katrelerini sunan, kalbi deryadan geniş ve güzel olanlar…“Avuçlarımızdaki çizgiden uzun olmayan bu hayatta; yol sizin, yön sizin, kollayın bulunamayan kalmasın” sloganıyla biteviye devam etmenin verdiği müstesna nasip ile çıktığımız bu yolda çok mesafe kat ettik şüphesiz. Düşen omuzları mütebessim çehrelerle kaldırmanın ve hüzünlere diklenmenin namını diyar diyar yürüten bizler; bu dünyada sevgisizliğin açtığı yaralara iyi gelmeyi öğretecek, en sert taşları bile damlaya damlaya nasıl delip geçtiğimizi bin kere göstereceğiz. Su yolunda hırpalanan su testisi iştiyakı ile çöle dönmüş içlerin suya kavuştuğu daha nice günleri görmek umuduyla…
“Bugün iyi ki damla dediğim bir gün geçirdim. Şehrin önemli şahsiyetlerine Damlayı anlatırken içimde oluşan heyecan ve istek tarifsiz bir duyguydu. Gittiğimiz okuldaki çocukların gözlerindeki ışık ve sevgi bana terapi gibi geldi. Onlarla çocuk olmak, oyunlar oynamak, muhabbet etmek, ve hayalleri hakkında konuşmak onların heyecanlarını ortak olmak bana her şeyi unutturdu. Çocuklardan ayrılırken içimde oluşan burukluğu anlatamam ne olur biraz daha kalın demelerindeki ses tonunu tekrar gelecek misinizde ki istek dolu bakışları unutamıyorum. Ama her güzel şeyin maalesef bir sonu olduğunu unutmamalıydım ve veda etmemiz gerekiyordu. Çocuklardan ayrılırken artık dünyanın acı gerçeklerine doğru yola çıkmalıydık. Şehidimizin ailesinin evine gittiğimizde o evdeki huzuru sessizliği babanın ve annenin bakışlarını gördüğümde içimden bir parça koptu sanki çok duygu dolu anlar yaşadım. Kur'an'ı Kerim okunduğu zamanki huzuru hissettim ama o maneviyata daha fazla dayanamayarak duygularımı istemeyerek de olsa dışa aktardım. Bana çok şey öğretti her şeyin bir gün son bulacağını, gerçeklerin bunlar olduğunu ve her şeyin maddiyat olmadığını anladım ve dedim ki artık ben tam anlamıyla gönüllüyüm.”
Gönüllülük, içinde gönül saklı... Evet yağmurlu bir güne merhaba demiştik, Gönlü güzel insanlarla rotamız yine gönüllere değmek ve hissetmekti. O minik elleri tutmak, gözlerinin içi ışık saçan çocuklarla bir an önce tanışmak için yol almıştık. Gökten düşün DAMLA'lar da eşlik ediyordu huzura, mutluluğa, sevgiye.. Ve nihayet kavuşmuştuk hepsinin gözlerinin içi gülüyor tebessüm saçıyorlardı minik elleri tutup halaylar çekip oyunlar oynamıştık. Küçük bir kız eline kaldırıp bir şey söyleyebilir miyim demişti. Buyur demiştim. Bende büyüdüm mü DAMLA olacağım, bende o yeleği giyeceğim, bende bir gün farkında olacağım demişti... Kelimeler kifayetsiz kalıyordu. O çocuk bir gün damla olacaktı ve bir diğeride böylece dışarda yağan yağmurun oluşturduğu gibi dere, ırmak, göl, deniz bir günde okyanus olacaktık tüm Dünya ya yayılıp iyiliğe, sevgiye, gönüllere değecekti..