Damla Dergisi 6. Sayı

Başlarken...

6. Sayımızla siz gönül yoldaşlarımızın karşısındayız. Bu sayımızda, geleceğimiz çocuklar diyerek yola çıktık. Bizler için onlar sevgi timsalleriydi. Onların dilinden baktık belki de biraz da yaşama. Samet Gürel’in “Çocuk Dili Sevgi Hâli” başlıklı yazımızla başlıyoruz. Çocuklar demişken, onları yaşama hazırlayan bir el olan öğretmenlerimizi unutmadık. Öğretmenlik bir sanattır, öğrencileri ise birer sanat eseri... “Öğretmenlik Sanatı” yazımızla Rukiye Kale bunu bir kez daha hatırlattı bizlere. Çocuk olduk fakat unuttuk dediğimiz anda seslendi bize Öznur Hasar “Çocuk Olmak” diyerek. Aslında hepimiz okyanusta birer damlaydık, çocuklara doğru dalgalanmak isteyen. Adımız damla olsun istedik okyanus olmak için biraya gelen. “Benim Adım Damla” yazısıyla okyanusun bir damlası oluşunu belki de çocuklara doğru nasıl dalgalandığını anlattı Rümeysa Taşcı da bizlere. Bir şiirle kalbimize dokunuyor Mustafa Bal. Mutlulukta bazen buruk oluyor diyerek “Mazlum Mutluluk” başlığını atıyor şiirine. Yeter ki gün eksilmesin penceremden diyen Cahit Sıtkı Tarancı gibi penceremizden ışık eksilmesin diye Roni Deniz Utkan, “Pencereni Kapatma” diye sesleniyor bizlere. Çocuk her yerde çocuk, fakat bu sefer Urfa’dan gülümsüyor bizlere. Urfa’da Çocuk olmak yazısını Esmanur Yücel kaleme alıyor. Gelin biraz geçmişe gidelim, “Sene 2015 Aylardan Kasım” diyerek Mihriban İpek bu yolculuğun baş kahramanı oluyor. Okyanusta bir damla olup bir çocuğa dalgalanmaktı amacımız, belki de çocuklar bize okyanustur. Pelin Gençer “Bir Damla Çocuk” başlığıyla bunu anlatıyor. Son olarak babalarımız... Çocukların ilk kahramanı. Kahramanından yola çıkıyor Duygu Açkurt,”Süper Kahraman Babam” Nisan, mayıs ve haziran aylarının bulunduğu bu dergi bize çocuk olmanın bin bir haliyle tebessüm ediyor. Tebessümleriniz eksik olmasın, tebessümün her haliyle bizlere ortak olarak yeni sayımızda birlikte olmak duası ve umuduyla...

Editörden