" Bayrak demek; bağımsızlık demektir. Al Bayrak demek; kanın al rengini bayrağa vermek demektir. Türk Bayrağı 1389 yılında Kahraman Türk Ordusunun 1.Kosova Savaş'ında döktüğü kan üzerine ay yıldızın düşmesiyle oluşmuştur. Atalarımız bir karış toprak bile vermemek için canı pahasına savaşmıştır. Bizler atalarımızın torunlarıyız biz Türk Ordusuyuz. Ezan dinmesin, bayrak inmesin, Vatan bölünmesin diye yine canını feda edenleriz. Bu ülke ki vatanı milleti bayrağı için kendi Kanının rengini bayrağa veren koca yürekli insanların ülkesi. Ve bu bayrağın altında yaşamanın verdiği gurur çok ayrı bir duygu. Ve bugün eğer her perdeyi araladığımızda güneşi esirgemiyorsa gökyüzü, sıcak evlerimizde korku duymadan uyuyorsa bu bedenler, sokaklarında özgürce geziliyorsa bu ülkenin, eşit şartlar altında okulda eğitim alabiliyorsak milletçe, yaşanmış veya yaşanacak güzel günlerin bedelini ödeyen şehitler vardır. Bugünlerde şehitlerimiz, gazilerimiz var. Rabbim şehitlerimizi efendimize komşu eylesin, şehit ailelerine sabır gazilerimize şifa versin inşallah. Türk Milleti'nin başı sağ olsun.”
Bir açıdan kulaklarımızın pası silinmiş oldu. Ben huzurun ve mutluluğun dışsal süreçlerden ziyade içsel süreçler tarafından da yönetilebileceğini hatırladım. İşin özünde ‘İnsan’ kavramı yatıyor. Konusu insan olan her şey bizi ilgilendiriyor. Bunun yanı sıra genel olarak dünyayı ilgilendiren her şey de yine bizim alanımıza giriyor. Bu sadece topluluk veya ekip için geçerli olan bir şey değil. Hayatın ta kendisi. Gönüllere dokunmayı hayat edinemesek bile en azından hayatımızın bir parçası yapabileceğimizi anladım. Yaşamak denilen kavramı anlamlandıran ve kıymetli kılan şeyin “Gönüllere dokunmak” olduğunu bir kez daha anladım ve hatırladım.
“Damla sayesinde bireysel olarak yapamayacağım etkinlikleri yapıyor, alamayacağım eğitimleri alıyorum. Bana faydalı olacak olayları Damla’da bulabiliyorum. Damla sayesinde insanlara faydalı olabiliyorum ve huzurlu hissediyorum. Umarım her zaman Damla ile beraber olabilirim; umarım her zaman kalbimiz sevgiyle dolup taşar.”
Mutluluk kelimesi benim için bir çocuğun yüzünde gülücük olmak ve bir çocuğun kalbinin en derinine dokunmak. Bu fotoğraf, onların mutluluğuyla benim içimdeki çocuğun, iyiliğin ortaya çıkmasını tanımlıyor.
Belki de hayatımda yaşadığım en güzel günlerden biriydi. İlk defa böyle bir etkinlik içerisinde bulundum, daha gitmeden o kadar heyecanlandım ki.. Oradaki çocuklarla birlikte biraz da olsa vakit geçirmenin vereceği duygu tarif edilemez güzellikteydi. Her çocuğun yüzünde ayrı bir gülümseme, o gülümsemelerin içinde ayrı ayrı hayaller vardı. Onları tanımak ya da ne düşündüklerini az da olsa öğrenmek bu yaşıma kadar öğrendiğim çoğu şeyden daha önemliydi. Beni ben yapan onlara karşı olan davranışım ve hareketlerim.. Kendimi tanımamaya çalıştım ben onlarla. Onların yanındayken her şeyi geride bıraktım benim için çok zor olsa bile. Ama onlarla birlikte oyunlar oynarken kendimi bir anda kaybettim. Cahit Zarifoğlu’nun da dediği gibi “Gökyüzüne bakmayanların kalbi daha çabuk kirlenir”, ki onlar kalbi en güzel olanlardı. Onlarla birlikte gökyüzüne bakarak her şeyi unuttum ve onların saf ve temiz kalplerini gördüm. İyi ki damlayla tanıştım ve iyi ki kendimle de tanıştım.
Kimi zaman zamanı durdurmak için saate bakmak gerekmez. Gönlü umut, mutluluk barındıran ve kötülük barındırmayan herkese, her şeye bakması yeterlidir. Ben bugün zamanı durdurdum bir o kadar da unutulmazdı. Hoş gönüllü insanlar diyarı yolculuğu umut doluydu daha ne olsun ki…
“Bugünkü etkinlikte yine çok eğlendim yine çok güzel geçti. Sınıf içerisindeki bazı durumlar yeri geldi çok üzdü, yeri geldi en ufak sözleriyle umutlandırdı, içimizi güldürdü. Damla projesinde her katıldığım etkinlikte yeni şeyler öğrenip insanlığımı ve vicdanımı iyileştirdiğini düşünüyorum. İçinde bulunduğum için gurur duyuyorum ve birlikte daha güzel etkinlikler yapacağımızı düşünüyorum.
“Bazı şeylerin ruhu olduğuna inanıyorum. Bazı anların da ruhu oluyor damla etkinliklerinde yaşadığım anlar gibi. Bugün eski günleri yad edip anmak yerine yaşadık. Kandiller selamlaşmayı arttıran ve insanları bir araya getiren günlermiş zamanında, bugün camide kalabalıkla bir araya gelip sohbet etmek sonrasında esnafı ziyaret etmek bayramlaşmak gibiydi bizi bir araya getirdi. Normal ziyaretlerimizden farklıydı çünkü kandili kutlamak insanlara onları unutmadığımızı ve hiç tanımadığımız insanların da gününü kutlamaya değer gördüğümüzü onlara hissettirdi bence. Hem de ağzımız tatlanmış, yüreklerimiz hafiflemiş oldu...biraz gülücük biraz sohbet bulaştırdık insanlara”
“Yapılan etkinlikte sigara kullanan midye satıcısı ile yaptığım sohbet beni çok şaşırttı. Karşımda 45 yıldır sigara kullanan bir birey vardı fakat sigara hakkında hiçbir bilgisi yoktu. Beyefendiyi bilgilendirmeye başladığım sırada söylediklerime inanamadı, şaşırdı… Sigara yüzünden hastalandığını fark ettiği anda sigarayı azaltacağını söyleyerek bize teşekkür etti.”
“Oyunlar tam olarak yaratıcı ve çocuklar için oldukça uygundu. Bunun eğitimi almak ileride okul etkinliklerimizde bana çok yardımcı olacağına inanıyorum. Çok faydalı bir etkinlikti ve keyif aldığımı düşünüyorum”
“Kitaplar, kendimi gerçek dünyadan uzaklaştırmak ve hayal gücümü ortaya koymak için her zaman en iyi yol olmuşlardır. Bu etkinliğin amacı bu yüzden bana çok hoş geldi. Toplu bir şekilde herkesin bunu yapmaya çalışması güzel bir his idi.”
“Böyle bir etkinliğe ilk defa katılma şansı yakaladım. Çok ama çok eğlendim. İnsanlarla diyaloğa girmek; çıkar gözetmeksizin onların hal hatrını sormak beni çok mutlu etti. Arkadaşlarla uzun süredir tanışıyormuş gibi kısa süre içerisinde ekip ve birlik bilincine girip güzel işler başardık. Damla gönüllüleri platformunda yer almaktan gurur duyuyorum an itibariyle.. Daha güzel işler başarmak dileğiyle.”
“Tanışma kahvaltısı; samimi ve sıcak bir buluşma oldu. Yeni insanlar yeni fikirler ve yeni bir Damla ekibi ile beraber olduğum için mutluyum. Bir ömür bu Damla ruhunu kaybetmeden devam etmek ve nice gönüllere dokunmak dileğiyle. İyi ki varsın ‘DAMLA’”
Dokur evi ziyareti beni çok etkiledi. Hem tarihi bir geleneği tanıdım hem de ilmek atmayı öğrendim. Bu durum beni çok heyecanlandırdı. Orada yapılan muazzam halıları yakından görme ve bilgi alma fırsatımız oldu. Ama en önemlisi Dokur Evi’nde çalışan insanların nasıl büyük işler başardıklarını, bir halıyı yapmak için nasıl çalıştıklarını gördük ve o insanların emeklerine şahit olduk. Güzel işlerin nasıl zor şartlar altında günlerce uğraşarak ortaya çıktığını, bu işin ne kadar çok emek istediğini bir kez daha anlamış olduk.
Ey yıldızların gözlerini yüzleriyle kamaştıran nice katranlara katrelerini sunan, kalbi deryadan geniş ve güzel olanlar…“Avuçlarımızdaki çizgiden uzun olmayan bu hayatta; yol sizin, yön sizin, kollayın bulunamayan kalmasın” sloganıyla biteviye devam etmenin verdiği müstesna nasip ile çıktığımız bu yolda çok mesafe kat ettik şüphesiz. Düşen omuzları mütebessim çehrelerle kaldırmanın ve hüzünlere diklenmenin namını diyar diyar yürüten bizler; bu dünyada sevgisizliğin açtığı yaralara iyi gelmeyi öğretecek, en sert taşları bile damlaya damlaya nasıl delip geçtiğimizi bin kere göstereceğiz. Su yolunda hırpalanan su testisi iştiyakı ile çöle dönmüş içlerin suya kavuştuğu daha nice günleri görmek umuduyla…
“Bugün iyi ki damla dediğim bir gün geçirdim. Şehrin önemli şahsiyetlerine Damlayı anlatırken içimde oluşan heyecan ve istek tarifsiz bir duyguydu. Gittiğimiz okuldaki çocukların gözlerindeki ışık ve sevgi bana terapi gibi geldi. Onlarla çocuk olmak, oyunlar oynamak, muhabbet etmek, ve hayalleri hakkında konuşmak onların heyecanlarını ortak olmak bana her şeyi unutturdu. Çocuklardan ayrılırken içimde oluşan burukluğu anlatamam ne olur biraz daha kalın demelerindeki ses tonunu tekrar gelecek misinizde ki istek dolu bakışları unutamıyorum. Ama her güzel şeyin maalesef bir sonu olduğunu unutmamalıydım ve veda etmemiz gerekiyordu. Çocuklardan ayrılırken artık dünyanın acı gerçeklerine doğru yola çıkmalıydık. Şehidimizin ailesinin evine gittiğimizde o evdeki huzuru sessizliği babanın ve annenin bakışlarını gördüğümde içimden bir parça koptu sanki çok duygu dolu anlar yaşadım. Kur'an'ı Kerim okunduğu zamanki huzuru hissettim ama o maneviyata daha fazla dayanamayarak duygularımı istemeyerek de olsa dışa aktardım. Bana çok şey öğretti her şeyin bir gün son bulacağını, gerçeklerin bunlar olduğunu ve her şeyin maddiyat olmadığını anladım ve dedim ki artık ben tam anlamıyla gönüllüyüm.”
Gönüllülük, içinde gönül saklı... Evet yağmurlu bir güne merhaba demiştik, Gönlü güzel insanlarla rotamız yine gönüllere değmek ve hissetmekti. O minik elleri tutmak, gözlerinin içi ışık saçan çocuklarla bir an önce tanışmak için yol almıştık. Gökten düşün DAMLA'lar da eşlik ediyordu huzura, mutluluğa, sevgiye.. Ve nihayet kavuşmuştuk hepsinin gözlerinin içi gülüyor tebessüm saçıyorlardı minik elleri tutup halaylar çekip oyunlar oynamıştık. Küçük bir kız eline kaldırıp bir şey söyleyebilir miyim demişti. Buyur demiştim. Bende büyüdüm mü DAMLA olacağım, bende o yeleği giyeceğim, bende bir gün farkında olacağım demişti... Kelimeler kifayetsiz kalıyordu. O çocuk bir gün damla olacaktı ve bir diğeride böylece dışarda yağan yağmurun oluşturduğu gibi dere, ırmak, göl, deniz bir günde okyanus olacaktık tüm Dünya ya yayılıp iyiliğe, sevgiye, gönüllere değecekti..