Bir Çocuğun Dilinden; "Ben bir çocuğum. Benim için ne demek mi mutluluk? Yeni tanıdığım benimle arkadaş olmak isteyen bir ablanın verdiği uçurtmayı semalarda görmek,hangi oyunu istersem benimle oynamalarıydı mutluluk. Hayır hayır, yüzümü tıpkı rüyalarımdaki gibi rengarenk yapmaları, nereye koşsam sanki aynı yaştaymışız gibi benimle koşmalarıydı mutluluk ya da hiç hayalim yokken beraber hayal kurmaktı belki... Bunlar da beni çok mutlu etmişti evet ama asıl mutluluk o ablaların benim mutluluğumla mutlu olmalarıydı. Onların deyimiyle bize DAMLA olmalarıydı." 23/07/2019
“Nasiptir Damla Bizim yola çıkarken hayalimiz çok insanın, çocuğun gönlüne değmektir. Ulaşabildiğimiz kadar çok fazla kitleye ulaşmak, farkındalık oluşturmak gayet masum ve temiz isteklerdir. Bazen istediğimiz gibi olmaz, kemiyet olarak çok alan bir yer olmayabilir. Bu zamanlarda hayal kırıklığı gibi olur ilk ama aslında bu başka bir kapıya yol açar. Kemiyet olmaz ama keyfiyeti çok olur. Az ama gerçekten gönlüne dokunulmuş, birbirimizi anladığımız bir kaç anı bırakırız heybelerimize. İsteklerimizin değil de yaşamamız gerekenin yaşandığı, kadere olan inancın bir kez daha arttığı bir ortamdır Damla Gönüllülük Hareketi.” Amine Nur ÖZDEMİR (TÜRKİYE) 16/01/2020
Dokur evi ziyareti beni çok etkiledi. Hem tarihi bir geleneği tanıdım hem de ilmek atmayı öğrendim. Bu durum beni çok heyecanlandırdı. Orada yapılan muazzam halıları yakından görme ve bilgi alma fırsatımız oldu. Ama en önemlisi Dokur Evi’nde çalışan insanların nasıl büyük işler başardıklarını, bir halıyı yapmak için nasıl çalıştıklarını gördük ve o insanların emeklerine şahit olduk. Güzel işlerin nasıl zor şartlar altında günlerce uğraşarak ortaya çıktığını, bu işin ne kadar çok emek istediğini bir kez daha anlamış olduk. Rabia YILDIZ 17/01/2020
“Bugün iyi ki damla dediğim bir gün geçirdim. Şehrin önemli şahsiyetlerine Damlayı anlatırken içimde oluşan heyecan ve istek tarifsiz bir duyguydu. Gittiğimiz okuldaki çocukların gözlerindeki ışık ve sevgi bana terapi gibi geldi. Onlarla çocuk olmak, oyunlar oynamak, muhabbet etmek, ve hayalleri hakkında konuşmak onların heyecanlarını ortak olmak bana her şeyi unutturdu. Çocuklardan ayrılırken içimde oluşan burukluğu anlatamam ne olur biraz daha kalın demelerindeki ses tonunu tekrar gelecek misinizde ki istek dolu bakışları unutamıyorum. Ama her güzel şeyin maalesef bir sonu olduğunu unutmamalıydım ve veda etmemiz gerekiyordu. Çocuklardan ayrılırken artık dünyanın acı gerçeklerine doğru yola çıkmalıydık. Şehidimizin ailesinin evine gittiğimizde o evdeki huzuru sessizliği babanın ve annenin bakışlarını gördüğümde içimden bir parça koptu sanki çok duygu dolu anlar yaşadım. Kur'an'ı Kerim okunduğu zamanki huzuru hissettim ama o maneviyata daha fazla dayanamayarak duygularımı istemeyerek de olsa dışa aktardım. Bana çok şey öğretti her şeyin bir gün son bulacağını, gerçeklerin bunlar olduğunu ve her şeyin maddiyat olmadığını anladım ve dedim ki artık ben tam anlamıyla gönüllüyüm.” Yüsra AKGÜN-TÜRK 08.12.2019
Bu fotoğrafı çekmek için abladan izin istediğimizde abla ‘gülüm benim ellerim çirkindir’ dedi. Elleri çirkin değildi. Emek verilerek kendinden taviz verilerek kazanılan alın terinin simgesiydi o eller. Onların elleri o kadar kıymetliydi ki Uşak’ın en büyük simgelerinden olan halı kültürünün bize aktarılmasını sağlıyordu. Öpülesi eller...